17 Yaşındaki Kızının Ötanazisi Üzerine Tartışmalı Mektubun Yazarlarının Kimliklerinin Açıklanması İçin Mahkemeye Başvurdular
2023 yılında ötanazi uygulanan 17 yaşındaki Milou’nun anne ve babası, kızlarının yaşamına son verilmesi sürecindeki tartışmalı mektubun arkasında yer alan doktorların kimliklerinin açıklanması için...

2023 yılında ötanazi uygulanan 17 yaşındaki Milou’nun anne ve babası, kızlarının yaşamına son verilmesi sürecindeki tartışmalı mektubun arkasında yer alan doktorların kimliklerinin açıklanması için savcılığa zorunluluk getirilmesini mahkemeden talep etti. Lahey’deki mahkemede dün görülen duruşmada anne, mektubun aileleri üzerindeki ağır etkilerini ve evlerinin önünde aldıkları ölüm tehditlerini anlattı. Savcılık ise insanların adalet makamlarına güvenle başvurabilmesi adına isimlerin paylaşılmaması gerektiğini savundu. Mahkeme kararını 3 Eylül tarihinde açıklayacak.
2023 yılında ötanazi uygulanan 17 yaşındaki bir kız çocuğunun ebeveynleri, kızlarının yaşamına son verilmesi süreciyle ilgili tartışmalı bir mektubun arkasında bulunan doktorların isimlerinin açıklanması konusunda savcılığın zorlanması için mahkemeye başvurdu. Dün Lahey’deki mahkemede konuşan Milou adlı kızın annesi, mektubun aileleri üzerindeki sonuçlarının ne denli büyük olduğunu aktardı.
Mektupta, on dört psikiyatrist ve doktor savcılıktan ötanazi hakkında cezai bir ön soruşturma yürütme olasılıklarını değerlendirmesini talep etmişti. Bu kişiler, adli makamların Milou’nun ebeveynlerinin ve iki psikiyatristin, gencin gönüllü yaşam sonlandırma tercihi üzerinde ne ölçüde etkili olduğunu araştırmasını istiyordu.
Omroep Brabant’ın haberine göre mektubu kaleme alanlar ayrıca Milou’nun artık tamamen akli dengesinin yerinde olmadığını öne sürdü. Mektubu imzalayan 14 kişiden altısının adı bilinirken, diğer sekiz kişi ebeveynlerin çağrılarına rağmen kimliklerini gizli tuttu.
Kurallara Uygun Süreç
Milou, çaresiz psikolojik acıları nedeniyle ötanazi hakkını kullandı. Bu süreç yürürlükteki kurallara tam uygun şekilde gerçekleşti. Bölgesel Ötanazi Değerlendirme Komisyonları, onun vakasında yasal özen gerekliliklerinin karşılandığına hükmetti.
Mektubun yazarları Milou’yu ve onun kişisel geçmişini tanımıyor, kendisiyle doğrudan bir görüşme gerçekleştirmiş değillerdi.
‘Tüm Güvenlik Hissimiz Kayboldu’
Anne dün mahkemede, mektubun yayınlanmasının ardından hayatlarının nasıl radikal bir biçimde değiştiğini ifade etti. “Evimize ölüm tehditleri alıyor ve saldırılara maruz kalıyoruz” diyen anne, polisin evlerinin çevresinde devriye geziyormuş gibi güvenlik önlemi aldığını da sözlerine ekledi.
Ebeveynlerin avukatı, ailenin e-posta ve sosyal medya kanalları aracılığıyla hâlâ her gün bu suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Avukat, “Tüm güvenlik hissiyatımız ortadan kalktı” açıklamasında bulundu.
Duruşma salonunda hazırladığı metni okuyan anne, “Bir ebeveyn olarak evladını kaybetmek ve onu sonsuza dek özlemek başına gelebilecek en kötü şeydir. Bir de ardından kendi çocuğunun ölümünü kışkırtmakla ya da ölümüne suç ortaklığı yapmakla suçlanmak, kelimelerle anlatılamaz ve yaşanılamaz bir durumdur” dedi.
İsimsiz Sağlık Çalışanlarına Karşı Disiplin Davası Açılamıyor
Milou’nun ebeveynleri mektubun kendilerine ciddi biçimde zarar verdiği kanaatinde olup içeriğe karşı hukuki savunma hakkı talep ediyor. Ayrıca bir tekzip ve 14 mektup yazarının hukuka aykırı hareket ettiğinin tanınmasını istiyorlar. Bu gerekçeyle bir disiplin davası dahil olmak üzere çeşitli hukuki yollara başvurdular.
Disiplin kurulunun isimsiz sağlık personeline yönelik şikâyetleri işleme almamasından ötürü Milou’nun ebeveynleri, ancak imzacılara ulaştıktan sonra disiplin davasına devam edebilecekler.
Adalet Makamlarına Güvenle Başvurulması
Dün mahkemede ortaya çıktığı üzere savcılık, söz konusu isimleri paylaşmayı reddediyor. Savcılık avukatı duruşma sırasında, kurumun ebeveynler ile doktorlar arasındaki anlaşmazlığın bir tarafı haline gelmek istemediğini vurguladı.
Buna ek olarak, savcılığa göre isimlerin verilmemesi yönünde bir başka gerekçe daha mevcut: “İnsanların endişeleriyle adalete güven içinde başvurabilmeleri büyük önem taşıyor. İsimlerin açıklanması, gelecekte başkalarının benzer adımlar atması yönünde caydırıcı bir engel oluşturabilir.”
Savcılık aynı zamanda, mektubun cezai bir soruşturma başlatılmasına yönelik resmi bir talep niteliği taşıdığı iddiasını da reddediyor. Kurum, bu tür bir soruşturmanın hiçbir zaman masaya yatırılmadığını ifade ediyor.
Ülke Çapında Tartışmalar
Ebeveynler, mektubun varlığından başlangıçta haberdar değildi. NRC gazetesinde psikiyatri profesörü Damiaan Denys ile yapılan röportajın yayımlanmasının ardından durumdan haberdar oldular. Bu mektup aileyi derinden sarsarken, gençlerde ötanazi uygulamaları üzerine ulusal düzeyde bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Konu hakkındaki tüm bu kamuoyu yankısı siyaset sahnesine de sıçradı. NSC partisinden Milletvekili Ria de Korte, Haziran 2025’te gençlerin psikolojik acı nedeniyle ötanazi almasına üç yıllık geçici bir yasak getirilmesine dair bir girişim önergesi sundu. Söz konusu önerge nihayetinde kabul görmedi.
Milou’nun annesi dün mahkeme salonunda, kızının ölümünün ötanaziye karşı yürütülen daha geniş kapsamlı bir mücadelenin parçası olarak kullanıldığını belirterek, “Bize göre kızımız adeta istismar edildi” dedi.
Ebeveynler tek bir hedeflerinin olduğunu, bunun da “Milou’nun hatırasını lekesiz tutmak” ve kendi dürüstlüklerini savunmak olduğunu dile getiriyor.
Mahkeme kararını 3 Eylül tarihinde verecek.
Yardıma mı İhtiyacınız Var?
Intihar düşünceleri mi taşıyorsunuz ya da bir yakınınız için endişe mi duyuyorsunuz? Intihar hakkında konuşmak yardımcı olabilir; www.113.nl adresindeki sohbet hattı üzerinden anonim olarak ya da 113 veya 0800-0113 numaralı telefonlar aracılığıyla ulaşabilirsiniz.





Yorum yok! İlk yorumu siz yapın.