ABD ve İran Arasındaki 60 Günlük Ateşkes Süresi Sona Erdi: Hürmüz Boğazı Kapalı, Tarafların Tutumları Sertleşiyor
ABD ve İran arasında barış anlaşmasına varılması öngörülen 60 günlük ateşkes süresi resmi olarak doldu. Hürmüz Boğazı’nın hâlen neredeyse tamamen kapalı olduğu ve tarafların iki ay öncesine...

ABD ve İran arasında barış anlaşmasına varılması öngörülen 60 günlük ateşkes süresi resmi olarak doldu. Hürmüz Boğazı’nın hâlen neredeyse tamamen kapalı olduğu ve tarafların iki ay öncesine göre daha uzak pozisyonlarda bulunduğu bildirildi. ABD tarafında maliyetler ve kasım ayındaki ara seçimler baskı yaratırken, İran ise ABD’nin taleplerine karşı savunma politikasından tam taarruz yaklaşımına geçebileceği tehdidinde bulundu.
ABD ve İran arasında bir barış anlaşmasına varılması öngörülen altmış günlük ateşkes süresi bugün resmi olarak sona eriyor. Hürmüz Boğazı hâlen pratik olarak kapalı durumdayken, Başkan Trump’ın onlarca kez iddia etmesine rağmen iki ülkenin hiçbir zaman gerçek anlamda bir anlaşmaya yakın olmadığı anlaşılıyor. Dahası, tarafların tutumları iki ay öncesine kıyasla daha da uzaklaşmış görünmektedir.
Trump bugün Fox News kanalında, savaşa son vermek için İran’ın teslim olması gerektiğini bir kez daha tekrarladı. Buna karşılık üst düzey bir İranlı yetkili, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, çıkmazın sona ermemesi durumunda savunma politikasından “tamamen taarruzi bir yaklaşıma” geçme tehdidinde bulundu.
İyi Seçenekler Bulunmuyor
Her iki taraf da karşı tarafın ilk olarak geri adım atacağı umuduyla siperlerine çekilmiş durumdadır. Şu ana kadar bu gerçekleşmemiştir. İran, yıllardır bir saldırıya karşı hazırlık yapmış ve elinde çok sayıda füze bulundurmaktadır. Rejim liderleri saklanmış vaziyette olup, ülke bu savaşı atlatmak adına her türlü sabra sahip görünmektedir. ABD ise bu savaştan çıkmak için iyi seçeneklerden yoksun durumdadır.
Zaman zaman aralarda küçük ilerlemeler kaydedilmektedir; nitekim Umman’ın, Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi konusunda İran ile yürüttüğü müzakereler buna örnektir. ABD ve Umman, boğazın yeniden açılması hususunda İran ile ayrı ayrı müzakerelerde bulunmuştur.
Fox News’un haberine göre bu durum, hükümetinin İran ile yürüttüğü görüşmeleri engellemesi hâlinde ABD’nin müttefiki olan Umman’ı “bomba yağmuruna tutmakla” tehdit eden Trump’ın öfkesine yol açmıştır. İranlı yetkililer bugün Umman ile bir anlaşmaya yakın olduklarını bildirmektedir.
Bununla birlikte, özellikle ABD’nin savaşa son verilmesini arzu edeceği öngörülmektedir. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, maliyetli olan bu savaş Amerikan halkı arasında popülerlik taşımamaktadır. Savunma Bakanı Hegseth’e göre savaşın maliyeti şimdiden yaklaşık 33 milyar euroya ulaşmıştır. Trump ise çoğunlukla İran’a karşı yürütülen savaş için kullanılmak üzere savunma bütçesine 79 milyar euro daha ayırmak istemektedir. Kasım ayında Trump, bu durumun faturasını sandıkta ödeyebilir.
Azalan Füze Stokları
Aynı zamanda, Amerikan füze stoklarının dibi giderek görünmeye başlamaktadır. İran’a ait dronları ve füzeleri imha etmek amacıyla inanılmaz sayıda (pahalı) füze harcanmıştır. Bu füzeler aynı zamanda İran tarafından defalarca saldırıya uğrayan Körfez ülkelerini savunmak için de kullanılmıştır. Söz konusu füzelerin üretimi yıllar sürmektedir. ABD’den daha az Patriot füzesi alan Ukrayna da bu durumdan etki görmektedir.
İran, ABD’nin eylem veya savaş seçeneklerinin nispeten sınırlı olduğunu bildiğinden taleplerinden taviz vermemektedir. Ülke, nükleer programını geliştirmeye devam etmek ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti almak istemektedir. Bu son husus, boğazda kontrolün ABD’de olmasını tercih eden Trump için büyük bir rahatsızlık kaynağıdır.
ABD’nin Devrim Muhafızları ile Doğrudan Teması
Orta Doğu’daki karmaşık durum, mayıs ayında ABD’li müzakereciler tarafından da tecrübe edilmiştir; müzakereciler savaşın sona ermesini diplomatik yollarla denemiş, ancak masada İran’da güçlü konumda bulunan İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun olup olmadığını bilmemektedirler.
Axios haber sitesinin aktardığına göre Amerikalılar bu sebeple olağanüstü bir yönteme başvurmuş; İranlı müzakerecileri devre dışı bırakarak doğrudan Devrim Muhafızları yönetimiyle temas kurmuşlardır. Bu amaçla, hem Amerikalıların hem de Devrim Muhafızları liderlerinin güvenini kazanan nadir kişilerden biri olan Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Barzani’yi aracı olarak kullanmışlardır.
Bu durum, ABD açısından müzakerelerin ne denli zorlu geçtiğini ve İran’da ipleri gerçekten kimin elinde tuttuğunun tam olarak bilinemediğini gözler önüne sermektedir.
Trump Devrim Muhafızları ile doğrudan bir hatta sahip olduklarını teyit ederken, bu durum bizzat Devrim Muhafızları tarafından reddedilmektedir. Devrim Muhafızları sözcüsü, İran’ın Tasnim haber ajansına yaptığı açıklamada iddiayı “yalan” olarak nitelendirmiş ve şunları söylemiştir: “Bunlar, savaştaki yenilginin yarattığı hezeyan ve kabuslardan kaynaklanan fantezilerden ibarettir.”





Yorum yok! İlk yorumu siz yapın.